Değerli okurlarım yaklaşık 2 yıldır ilçemin yerel gazetesinde köşe yazarlığını yapıyorum .
Dünya’ya gözlerimi açtığım fakat Darbeci Sistemin yaşama fırsatını vermediği köyümü sizlere dile getireceğim.
Dargeçit ilçesine bağlı ve 10 km uzaklıkta. Kuşluca köyü yaklaşık 80-90 haneden oluşuyordu.köy halkın tek geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdı.
1987 yıllarda dünya geldiğim için Köyde yaşanılan hiçbir şeyi görmedim ve hatırlamıyorum köyümü .
Ben Daha 20 günlükken köyü boşaltmaya başlamışlar , onun için büyüklerime danışarak ve araştırarak köyümün boşaltma sebebini örgendim.
Hemen Hemen Her köy de olduğu gibi kuşluca ( kupras ) köyünün de boşaltma sebebi aynıdır ama bu köyün kötü yanı ise köyde karakol binası yapılmasıdır..
17.11.1987 yılında ilk önce bir asker grup bolu komando tugayından alınan emir doğrultusundaköye gelerek köyün okulunda barınmaya başlamışlar.
Biraz Köyde kaldıktan sonra köy meydanında halkı bir araya getirerek meydandaki halka seslenerek ya eline silahı alıp korucu olacaksın ya da köyünü yıkıp- yakıp boşaltacağız.
Bunu demeleri üzerine Karar veremeyen halk her gün köy meydanın herkesin gözü önünde zulme,işkenceye ,inkar ve haksızlığa uğruyordu.
Daha fazla dayanamayıp köyü terk etmek zorunda kaldılar.
Bu zaman diliminde köy okulun hemen aşağısında karakol binasının yapımına başlanmıştı.
Koruculuk Sistemini kabullenemeyen kuşluca (kupras ) halk bir gece sabahı tüm eşyalarını toplayıp köyü boşaltmak zorunda kalmıştı.
Kendi imkanlarıyla Dargeçit’e yerleşmeye çalışan kuşluca ( kupras) halkı burada da Darbe Dönemi olduğu için Rahat gün yüzü görme fırsatları olmadı. Her gün ev baskınları,göz önünde şiddet, sebepsiz yere evden alıp bir daha haber almama durumları ortaya çıkınca Fırsatını bulan halk büyük kentlere göç etme zorunda kaldı. Kuşluca köyü halk 26 yıla aşkın tarlalarından, bahçelerinde maruz kalmıştı.
Hep köy özlemiyle büyüyen gurbette kalan bu halkın Açısı ve yapılan haksızlığı hangi tarih kitapları yazıp affedecek ki.
Daha sonra sistemin köye dönüş projesi adı altında Köy Yolu açılmıştı ama Kim Gidebilirdi ki Artık her şey korumuş, her şey bozulmuş ,köy camisi dışında tüm evler yıkılmıştı asker köy camisini de mühimmat deposu olarak kullanıyorlardı .kısacası köy eski halini kaybetmişti.
Bir gün bende Ailemle Gideyim Köyümü Göreyim sevinçle yola koyuldum.
Tam köye Vardık maşallah Sistem öle bi hala gelmiş ki kendisinin verdiği kimliğiyle kendi köyüme gidemiyordum.
Bunun açısını öle yaşadım ki kendi kendime dedim ki nasıl olurda kendi köyüme kimlik kontrol den sonra alıyorlar.
Bir sürü kontrolden sonra izin veriyorlardı. Komutan bize Bakın erken gelmeyin bizi rahatsız ediyorsunuz söylemleri hiç aklımdan çıkmıyor.
Saat 9:00 gelin 14:00 de gidin deniliyor sanki orası bizim değil de onlarınmış gibi davranıyorlardı.
İnsanın doğduğu yer kadar güzel bişi yok bence belki yaşayamadım ama uzun bir aradan sonra doğduğum topraklarda nefes almak bunu anlatmaya inan ki kelimeler yetmiyor. Karakolun yapıldığı yerin arazi sahipleri kaç yıldır yasal hakları çerçevesinde şikayette bulunmuşlardı.
Daha Geçen Hafta karar çıktı. Arazi sahipleri davayı kazanarak askerler Karakolu boşalttı.
Askeri birlikler tüm eşyalarını araçlarını toplayıp köyü terk etti.
Hemen Ertesi gün Köyümü giderek Silahların gölgesinde değil Ağaçların Gölgesinde Nefesimin özgürlüğünü Tadını çıkarttım.
Belki koruculuk Sistemi çocukluğumu köyümde yaşama fırsatı veremedi ama gençliğimle vaktim oldukça köyüme gider çocukluk hayallerimin umut var olması için elimden gelenin daha fazlasını yapacam.
Umarım Tüm köy karakolları kalkar ve herkes yine kendi köyüne döner eksik kalan yaşamını sürdürür. Dağlarımız , ovalarımız ve ırmaklarımız bizi bekliyor biz ömrümüzü gurbette geçirip gurbet türkülerini dinlemek istemiyoruz saygılarımla…..!
